Hep duyarız “ayaklar baş, başlar ayak oldu” diye. Günümüzde kimsenin hak ettiği yerde olduğunu düşünmüyorum. Her şey kişinin kendini pazarlayabilme yeteneğiyle ilintili. Belki de biraz nasip kısmet meselesi. Bazı insanlar ki buna ben de dâhil olduğumu düşünüyorum, ne hikmetse sürekli olarak çöldeki kutup ayılarıyla cebelleş oluyorlar; nadide güzellikteki bir kız yerine hep bu kutup ayılarını dansa kaldırıyorlar.
Bu, koskoca bir stadyumda sadece sizin üzerinize düşen bir yıldırım, alabildiğine geniş bir yaylada kafanızın orta yerine inen göktaşı yahut güneşli bir havada tepenizde dolaşan, üzerinize sağanak indiren ve yıldırımlarını atan kümülüs bulutu gibi bir şey. İnançlı bir insan iseniz, bunun da bir gerekçesi olduğunu bilirsiniz. Ne diyor Allah: “İlmi dileyene, zenginliği ise dilediğime veririm.” Gerçi film rulosunun parçalandığı yer de burası zaten. Bu gerçeği bildiğiniz halde yine de çoğu zaman bu durumu hazmetmek gerçekten çok güç.
Yeteneksiz, bilgisiz, akılsız belki de ahmak olan pek çok insanın kilit noktalarda olduğunu gördüğünüzde istemsiz şekilde “Nasıl ya?” diye soruyorsunuz. Dumura uğruyorsunuz. Bu sefer de yırtınmayı, bir yer edinmek için çabalamayı bırakıp iyice koyveriyorsunuz kendinizi. Bu da iyice tembelliğe sevk ediyor sizi ister istemez. Yetenekleriniz varsa bile köreliyor artık.
Aklınız veya size özel olarak bahşedildiğini düşündüğünüz zekânız ile yukarıda olmanız gerektiğini bilirken, çaresizlik hissinin bilincinde olarak kalakalıyor ve bu hisle baştan ayağa mumya gibi sarmalanıyorsunuz. Sonuçta dibe doğru çekiliyorsunuz. İşte size olan şey tam olarak bu.
17 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 11 Eylül 2021
bu içerik ilgini çekti mi?
1 / 0
#adaletsizlik #çaresizlik #hak edilen yer #kısmet #toplum #yetenek #zekâ