Tipik bir baykuş iseniz (yani geceleri gönüllü uyanıksanız) ve düşünceli bir ruh haliniz varsa, uykunuz olsa dahi uyandığınız andan itibaren artık sağlıklı ve huzur dolu bir uyku çekebilmeniz pek mümkün olmaz. Gecenin sakinliğinden midir yoksa Yüce Yaratıcı’nın bir cilvesi midir bilinmez; geceleyin zihninizin tüm gereksiz bulanıklıkları bir anda dibe çöker. Hakikat gün gibi önünüzde belirir ve her şey şeffaf iken gördükleriniz ekseriya huzursuzluk verici olur.
Gelecek ile ilgili kurduğunuz hayaller bir anda imkânsız birer saçmalık gibi görünür, geriye ise geçmişte yaşanmış ve pişmanlıkla geçen ömrünüzden kesitler kalır. “Ahh keşke şunu şöyle yapsaydım.” veya “Tüh neden bu şekilde davranmadım.” gibi cümlelerle bezdirici bir çaresizlik içinde bocalarsınız. Olumsuz yanlarına karşılık yine de gecenin yaratılmasındaki hikmeti görmeye çalışırım. Öyle ya, hiçbir şey gereksiz yaratılmamıştır. Bu dünyada bir kayanın, hatta bir çakıl taşının bile gereksiz olmadığını düşünmek tüm semavi inançların, özellikle İslam’ın sarsılmazlığı açısından elzemdir.
Bana göre gece, kişinin özüne içebakış yapması ve kendisindeki bozulmuşlukları çıplaklığıyla görmesi, yeniden bir istikamet kazanması için vardır. Bu yazıyı hazırladığım an “gece yarısı” ve ruh halim ise şöyle özetlenebilir: “Bataklık kıvamındaki yoğun bir sıvı içinde yüzeyi bulmak için çırpınan, her kulaç sonunda iyice bitkin düşen bir canlının çaresiz çırpınışları.”
Bitiş çizgisini görmek, herhangi bir konuda nihayete erebilmek insanoğlu için neden mümkün değil? Hakikaten sınırlı olan insanoğlunun neden her seferinde sadece menzillerle yetinmesi gerekiyor? Yolun sonu niçin hiç görünmüyor? “Serap misali” kuru bir avuntu ile geçen ömürde Yüce Yaratıcı’nın “dünya hayatı oyun ve oyalamacadan ibarettir” buyruğu her an gerçekleniyor.
Hayvanlar âleminde tekâmül olan metamorfoz, insanoğlu için neden tersine işliyor? “En şerefli” olarak yaratılan insan neden gitgide yalınlaşıp ilkelleşiyor? Yirmi birinci yüzyılın çeyreğinde kaybolmuş gibiyiz. Gitgide akıllandığını sanan insanoğlunun gözlerindeki donukluk ve eylemlerindeki şuursuzluk için ermiş olmaya gerek yok. Bir hastalık musibetiyle sınanan insanoğlu, kibirli hali nedeniyle Yüce Yaratıcı tarafından türlü musibetlerle terbiye edilmek isteniyor. Bu, felaketler zincirinin başlangıcı gibi bir kasvet hali.
Bana öyle geliyor ki Yüce Yaratıcı ilahi makamından bizlere sesleniyor: “Bu daha başlangıç. Henüz hiçbir şey görmediniz.” İşte öyle bir lanetlenmişlik hali… Hissiyatım tam olarak budur.
16 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 31 Mart 2022
bu içerik ilgini çekti mi?
1 / 1
#baykuş #gece #hakikat #insanoğlu #İslam #kibir #metamorfoz #musibet #pişmanlık #uyku #Yüce Yaratıcı