almadan verenler


“Başkaları ile ilgilenirsen iki ay içerisinde pek çok dost kazanabilirsin, başkalarının seninle ilgilenmesini beklersen iki yılda tek bir dost bile kazanamazsın.”

Burada bu iki ay iki yıl kavramının esprisi pek anlaşılamasa da, sözü söyleyen bu anonim zatın bu genel geçer yargıyı tecrübe etmekte kullandığı süre olduğu yahut olabileceği kuvvetle muhtemeldir.

Doğuştan ilgiye açız. Bazılarımız sevgiye. Tıpkı sütten kesilememiş bir bebek misali sürekli olarak almak üzerine çevrelemişiz yaşamımızı. Asla vermemek. Ama sadece almak. İlgi, sevgi, alaka, takdir edilme, onaylanma, baş üstünde tutulma, pohpohlanma vs. kısacası ilkel benlik anlayışımız olan “id’i” doyurmak üzerine kurulu bir ömür.

Örnekler artırılabilir lakin sonuç hep aynı olur. Bizler “ihtiyaçlar” doğrultusunda “sosyal varlık” belirtileri gösterebiliyoruz ancak üstüne bu saçma çıkar ilişkisinin, dahası çakallığın adını da dostluk olarak belirleyip katılaşmış adeta taşlaşmış vicdanları yumuşatıyor ve rahatlatıyoruz. Elbette ki suni şekilde. Bir nevi şeker kullanılmadan tatlandırma işlemi.

Afiyet olsun.


  11 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   15 Haziran 2022

bu içerik ilgini çekti mi?

1 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle