kadının biri


Kadının biri şöyle demiş: “Hayatımda ilgilendiğim insanlar sadece beni neşelendirenler ile kariyerimi yükseltmekte bana faydalı olanlardır.” Ki bunu diyen sıradan bir kadın değil, Ingrid Bergman’ın ta kendisi.

Aslında bir kimsenin birkaç sözü onu tanımak hususunda çoğu kez yeterlidir. Bu kadın için de durum farklı değil. Onu diğerlerinden ayıran tek “basit nüans” kişisel başarı merdiveninin basamaklarını hızlıca tırmanmış olması ile tiyatro ve sinema alanındaki yükselmişliğidir. Ki bu başarı da kendi sözlerine göre asla tesadüfi değildir.

Kısacası egoistçe bir yaklaşımın eseridir. Bu yaklaşımın dünya kadınlarının ekserisi için genellenebileceği ve bunun onların irsî şekillerde kendi kadınlık doğalarından geldiği bile söylenebilir. Kadın dediğin görüldüğü üzere neredeyse tüm yaşam çevrimi boyunca hep “koşulsuz almak” üzere bir yaklaşım içerisinde olmuştur.

Aslında insanlığın genelinin böyle olduğu bariz. Ancak bunu yazarken kimseye yaşam felsefelerinden ötürü kızdığım falan da yok. İlla bir suçlu varsa o da her durumda kendi nefsimdir. Görünen o ki saflık uykusundan kendimi uyandırmak, hayatın tüm gerçeklerini algılamak hususunda gevşek davrandığım aşikâr.

Bu yüzden meselede kimsenin bir suçu, günahı yok. Yaptığım şey yalnızca bir durum değerlendirmesidir; bir nevi geç de olsa gardını almaktır. Her neyse, kadın için “koşulsuz almak” dedik; hatta daha da cüretkâr davranarak aslında kadınlar yalnızca kendi nefisleri için “salt şekilde birer ihtiyaçtan ibarettirler” diyebiliriz.

Söylemeye çalıştığım, kadınların koşulsuz şekillerde “anaç varlıklar” oldukları varsayımının çoğu kez erkeğin zannetmesinden ibaret oluşudur. Hayır; kul nezdinde koşulsuz vermek kavramı gerçeklenmez. Öz benliğimin yaşamın kendisine sempati beslemek hususunda pek bir sebebi kalmadığı hadiseler ve bu hadiseleri husule getiren insanlığa karşı da gerçek manada bir sempati besleyemeyeceğim aşikârdır.

Bir kadın üzerinden tüm kadınları yerden yere vurmak değil elbette maksadım; ancak bazı haller vardır ki açıkça genellenebilir ve sabitlenebilir. Bu da onlardan biri: Kadın hep mi bencildir, hiç mi zannedildiği gibi anaç değildir? Elbette ki hayır. Kadın anaç davranabilir, kendisinde mevcut olan tüm meziyetleri bir erkeğin istifadesine sunabilir.

Tek bir şartla: O erkeğin bunu hak ettiğine, kendi mantığına ve muhakemesine göre ikna olduğunda. İlk etapta sizin kim olduğunuz, ihtiyaçlarınızın ne olduğu, hatta psikolojik olarak bir kadının desteğine ihtiyacınızın olup olmaması çoğu kez onun umrunda değildir. Ta ki gözünde “Bu adam benim için olur, uygundur” demedikçe ve hayatına katkı sağlayacağına ikna olmadıkça.

Yahut kimi zaman o erkeğin kendisini tıpkı bir saray soytarısı misali eğlendirebileceğini, neşelendirebileceğini düşünmedikçe; veya çoğu zaman o erkeğin kendisini kitap gibi okuyabileceğinden, huzur verebileceğinden, teskin edebileceğinden; kısacası sevip sayıp değer verip mutlu edebileceğinden emin olmadıkça…

Affedersiniz, burada kesmek zorunda kaldım çünkü bunun sonu yok. Burada görüldüğü üzere bir kadının, erkeğin ihtiyaç duyduğu birkaç meziyeti dilediği erkeğe vermek karşılığında erkekten aldığı tek şey aslında erkeğin tüm yaşam enerjisidir. Bu, biyolojideki sinek kapan bitkisi ile aynı mantık: Ağıza bir zerre şerbet çalar ve sonra sineği çenekleri arasında hapsedip afiyetle sindirir. Maalesef ki perde arkasındaki görülemeyen gizli gerçek budur.


  8 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   21 Eylül 2023

bu içerik ilgini çekti mi?

0 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle