Öyle çoklar ki… Aramızdalar ve onlardan kurtulmak mümkün de değil gibi görünüyor. Ama onlarla yaşamayı da asla öğrenecek değilim. Bunun için zorunlu da değilim. Aslına bakarsanız kimse değil. Herkes resmi veya gayri resmi olarak belli bir olgunluk yaş sınırına vardığında elleriyle yapıp ettiklerine, dilleriyle söylediklerine azami şekilde dikkat etmeli. Bu zor olsa da kendini buna alıştırmalıdır.
Evet, biz onlara değil; onlar bu doğru sandıkları yanlış hallerini törpülemeye alışmalıdırlar. Çünkü normal gibi görünen, aslında psikolojik açıdan eğreti halde duran bizlerin ruh dünyalarını tarumar etmeye, günümüzü berbat etmeye kimse hak sahibi değildir.
Herkes kendisini sağduyu sahibi ve doğrunun savunucusu zannettiğinden bu şuursuz halleri sebebiyle başlarlar sağı solu eleştirmeye; hatta daha da ileri gidip gerek sözlü gerekse fiziksel manada karşılarındakileri düzeltmeye. Şunu söylemeliyim: herkesin hakikat kabul ettiği ve kendisini çevrelediği etik değerlerin bütünü mutlak doğru şeklinde öznel değişkenlerdir.
Buradan hareketle kati surette hakikat ehli olan kâmil zatlar —başta peygamberler, evliyalar, erenler vs.— müstesna, herkes her açıdan hata ve kusur içerisindedir. Bu sebepledir ki kimsenin kimseyi yargılamaya, ayıplamaya, yuhalamaya zerre hakkı yoktur. Bunu yapanlar evvela enaniyet sahibi birer küstahtırlar.
Ayrıca şu da bilinen bir durumdur: bir kimse diğer bir kimseyi kendince hata veyahut yanlış gördüğü bir durumdan ötürü eleştiriyor, hatta ve hatta sözlü ve fiziki olarak düzeltmeye çalışıyor ya da en basit haliyle hatasından dolayı hakir görüyorsa, o kişi bilsin ki aynı hata veya yanlışın misli olacak şekilde bir benzeri veya müsavi şeklini kendisi de aynen tatbik ediyordur.
10 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 8 Ocak 2023
bu içerik ilgini çekti mi?
2 / 0
#eleştiri #enaniyet #etik değerler #kusur #öznel hakikat #yargılama