hasta adam


Petrol tükendiğinde Orta Doğu’daki (özellikle Arap Yarımadası’ndaki) Amerikan emperyalizmi de son bulacaktır. Burada asıl mesele tüketilen tüm dünya sınırlı nimetlerinin son hızla özellikle Amerika ve diğer gelişmiş emperyalist devletlerin tekellerine alınmış olmasıdır. Mesele bölüşümün ne kişi bazında ne de devletler bazında adil olmamasıdır. Mesele bir devletin fiziksel sınırlarının dışarısına taşarak tüm dünya coğrafyasını nüfuzunu kullanarak kendi hâkimiyet ve sahiplik alanı ve adeta kendi ülkesi olarak belirlemesidir.

Petrolümüz yahut doğalgazımız bir İran, bir Afrika, bir Arap Yarımadası (Irak yahut Suudlar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi) kadar bol olmayabilir belki; ancak bir zamanlar hâkimiyetimiz altında olan ve topraklarımıza dahil olan (kesinlikle sömürgemiz değil) Arap Yarımadası ile Orta Doğu’nun tüm kontrolünün ve kaynak istifadesinin dünyanın bir ucunda bulunan Amerika’nın eline geçmesi de hazmedilir bir durum değildir.

Bugün bütün iktidar-muhalefet çekişmeleri mevcut topraklarımızın, dolayısıyla tüm o zengin yeraltı kaynaklarımızın Batılılara üstü kapalı şekilde vakti zamanında peşkeş çekilmesinden kaynaklandığı aşikârdır. Bunun asıl müsebbibinin de bir zamanlar “hasta adam” olarak iddia edilmesine rağmen otuz üç sene tek karış toprak kaybetmeyen o kutlu padişahı ve mevcut padişahlık rejimini çok sevdiği ve özendiği Batılılarca ve kendilerince dikta olarak görerek iptal eden; üzerine ülkeye İttihat (birlik) ve Terakki (ilerleme) zannettikleri cemiyetleri ile Meşrutiyet saçmalığının getirilmesini dayatan ve topraklarımızın büyük kısmını (üstelik en değerli topraklarımızı) kaybetmemize neden olan; üstüne üstlük bunu da zafer olarak niteleyen ve bunu cahil kalmış ve bitap düşmüş şanlı Osmanlı ecdadımıza yutturmayı başaran, yutamayanlara da günümüze değin dikta ile sözüm ona demokrasi —ya da kısaca İstiklal Mahkemeleri— adı altında zorla, diğer dönemlerde ise (ordu postallarının ayak sesleri vasıtasıyla) üstelik çiğnemeden yutturtan beceriden ve liyakatten yoksun sol hükümetler olduğu aşikârdır.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bunlara ek olarak yaklaşık bir asırdır yaşanan ve kronikleşmiş bunca ekonomik darboğazlara aslında seneler öncesindeki kendi sol ideolojik temsilcileri sebep olmuşken bilakis şekilde bu talihsizliklerin kaynağının sağ ideoloji olduğunu zanneden vakti zamanındaki anılan bu bozuk hükümetlerin günümüzdeki muhalif uzantıları ile bu uzantıların düzen karşıtı günümüz muhalif seçmenlerinin esasında ekserisi sanılanın aksine bir elleri yağda diğer elleri balda oldukları halde sırf hükümet düşürmek maksadıyla samimiyetten uzak şekilde “açız açız” çığırtkanlık ve zırıltılarını dinlemek zorunda kalmamız da ayrı bir sinir bozucu haldir.

Ve dahi tekrar ediyorum: bugün ülke olarak tüm bu mahrumiyetlerimizin, geriden gelişlerimizin ve varsa açlıklarımızın esas kaynağının esasında sağ hükümetler değil de sizlerin kendi soyunuzu dayandırdığınız ve bağnaz şekilde gurur duymaya devam ettiğiniz ecdatlarınızın, dahası sizin bugün hâlâ başarı zannettiğiniz vakti zamanındaki o başarısız yönetimleri olabilir mi sizce? Hiç oturup başlarınızı da iki ellerinizin arasına alıp düşündünüz mü acaba bunları?


  11 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   1 Ocak 2023

bu içerik ilgini çekti mi?

0 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle