Güvenmek neredeyse tüm insanlık için global bir sorun. Genele göre güven zamanla ilintilendirilir ve zamanın yeşerttiği bir filiz gibi görülür. Ancak pek çok insana göre doğru olan bu durum, aslına bakarsanız yanlış bir yaklaşımdır ve nedeni de bariz bir şekilde saf konumuna düşme korkusudur.
Aslına bakarsanız o saflık her insanda her zaman mevcuttur. Hiçbir zaman yok olmaz yahut bir yere gitmez. Ama özlemle arzulanan, genel manada olumsuz hasletler olmasına karşın çakallık ve kurnazlıktır. Saf olmamak yahut saf damgası yememek uğruna insanlar mevcut saflıklarını çakallık ve kurnazlıkla perdelemeye çalışırlar. Buna muktedir olan da var, olamayan da.
Ancak güvenmek koşulsuz bir ihtiyaçtır. En aşağılık olarak addedilen insanlar dahi istisnasız şekilde önünde sonunda biri veya birilerine güvenmek mecburiyetindedirler. Zaten bu yüzden hiç ummayacağımız insanların bile hayattan veya kimilerinden üstelik okkalı kazıklar yediklerine zaman zaman şahit olmaktayız.
Zaman demiştik, ancak ben genel kanının aksine zamanın güven sağlamak hususunda en ufak bir faydası olduğunu ya da olacağını düşünmeyenlerdenim. Güvenmek için koşulsuz olarak ve safça ilk birkaç basit adımı atmaktan başka çare maalesef ki yoktur.
Bunu bir örnekle izah etmeye çalışayım: İki insanın karşılıklı iki tepede bulunduğunu, aralarında uçurum şeklinde bir vadi olduğunu ve bu iki tepe arasında yine çürük olup olmadığından emin olamadıkları ahşap bir köprü olduğunu düşünün. Burada kesin olan, o ilk birkaç adımı atmadıkları sürece bu kişilerin o köprünün çürük olup olmadığı hakkında asla bir fikir edinemeyecekleridir.
Bu sebeple ki bu iki kişi birbirlerini seneler boyunca uzaktan izler dururlar. İkisi de zarar ve ziyandan, kazık yemekten, dahası saflık ya da enayi damgası yemekten korunurlar belki de. Lakin bu sefer de yalnızlaşıp robotlaşırlar. Samimiyetin, sıcaklığın veyahut sevginin ne olduğunu unutmaya başlayarak bunu kendi rutinlerinde normalleştirirler. İşte günümüzde durum tam olarak bu.
Yüce Yaratıcı dahi kendisine inanmamızı, güvenmemizi derhal istiyor ve bekliyor bizlerden. Sebebi de çok basit. Her şeyi bildikten, gördükten sonra karşıdaki kişiye: “Sana güvendim.” demenizin karşıdaki kişi için ne anlamı kalırdı ki? Aslında toplum olarak dönmemiz gereken yaklaşım bu: kayıtsız şartsız saflık.
17 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 11 Kasım 2021
bu içerik ilgini çekti mi?
2 / 1
#çakallık #güven #kurnazlık #saflık #samimiyet #toplumsal sorun #Yüce Yaratıcı