liyakat tezatı


Bazen anlamakta güçlük çekiyorum. Şeytan şüphesiz kibirlendi. “Ben ateşim, topraktan daha üstünüm” dedi ve böylece Yüce Yaratıcı’nın huzurundan kovularak lanetlendi. Belki de gerçekten ateş topraktan üstündü. Ancak hâkimiyet toprağa verilmişti. Her işte liyakat esastır. Bu kabul edilen genel bir kuraldır. Ancak layık olmayana koşulsuz üstünlük verilebiliyorsa liyakat sahibi olmanın mantığı nedir? Neden ilim öğreniyoruz? Neden kendimizi yetiştirmeye uğraşıp didiniyoruz?

Hayat dikkatli baktığımızda gerçekten hiç de öyle adil gibi görünmüyor. Ama yine de hiçbir şey alt-üst olmuyor. Kurulu bu bozuk düzen, denge hep yerinde duruyor. Dünya üzerinde kendisine “dünyanın en zeki insanı” unvanı verilen kişi William James Sidis isminde bir matematikçidir. En zeki olmasına karşın en üstün yahut en başarılı olabilmekten oldukça uzak. Kimse kendisinden belirgin şekilde daha az zeki olan bir Albert Einstein kadar tanımıyor kendisini mesela ya da bir Newton kadar.

Şu halde çok akıllı veya çok zeki yahut çok yetenekli olmak hiçbir iş görmeyebiliyor. Arka planda silik bir ömür geçirip ölüp gidebiliyorsunuz. Üstelik hiç tanınmadan, insanlar tarafından keşfedilmeden yahut doğaya veya insanlığa büyük bir katkı sunamadan. Bazen düşünüyorum: pek çok insanın meziyetlerine karşın arka planda kalışlarının nedeni bu düşünceden yahut kibir halinden kaynaklı gizli bir isyan durumu dolayısıyla Yüce Yaratıcı’nın bir cezası yahut laneti midir?

Kendimi ele alayım. Belki biraz yeteneğim var. Birazcık da zekâm. Ancak neden hayal ettiğim yerde olamadım? Yoksa benim kendimde zekâ olarak addettiğim şey, diğer başarılı olan insanlara kıyasla zekâ geriliği mi? Yahut benim kendimde yetenek kabul ettiğim, diğer başarılı ve sivrilmişlere göre gerçekten yeteneksizlik mi?

Sevenlerim ve çevremdeki insanlar bu halim dolayısıyla bana teselli mahiyetinde sadece şunu söylüyorlar: “Haline şükret. Sağlıklısın, elin ayağın tutuyor, pek çoğuna göre şartların iyi.” Evet, diyorum. Ve çok şükür. Ama şöyle de bir durum var: bedensel özürlü sınıfında olan bir insanın başarıları ile yahut şartları bana göre nispeten daha çetin olanların başarılarını gördüğümde ve şu halde onların yanında sönük kalışımı fark ettiğimde içim daha da bir buruluyor.

Bir yanda imkânsızlıklarını yahut eksikliklerini büyük imkânlara dönüştürebilenler; diğer yanda ise elinde başarılı olabilmek için neredeyse tüm materyalleri bulundurup ortaya bir şey çıkaramayanlar var. Şu durumda işte bu ben oluyorum.


  17 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   13 Kasım 2021

bu içerik ilgini çekti mi?

1 / 1


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle