Bugün çok sevilenden yarın aşırı nefret edilebilir. Bu hep böyledir. Üstelik sebep bile gerekmez bazen. Açık ve net konuşuyorum en doğal hâl ile ne eksik ne fazla. Yani güldürü maksadı dışında olan bir hikâyeye ekleme ya da çıkarma yapmak kesinlikle bana göre değil. İlişkide bireyler iyi veya kötü nitelikler ihtiva etse de tarafların her zaman tutarlı olmasının gerekliliğine inanmışımdır ve başından sonuna tutarlı olana da elbet saygı duyulmalıdır diye düşünmekteyim.
Sevmekse başlı başına bir konu, dahası çözümlenmesi neredeyse imkânsız bir mesele. Kimin kimi neden, ne maksatla sevdiği, neyi nasıl sevdiği de konu dışı olmakla birlikte en olmaz denilen niteliklerin de iyi nitelikler arasında bir pota içerisinde eriyip kaynaşıp zararsızlaştığı ve husule gelen karışımın da artık zararsız ve sevilebilir hâle geldiği de kuşkusuzdur. Doğru formül en sade, en gerçek ve en yalın hâl ne ise odur.
Fakat gel gelelim türlü ispatlar ile kanıtlanmış genel geçer bir sonuç olarak dışları oldukça realist, içleri de oldukça hayalperest olan o tüm kadınların gerçeklere karşı bir alerjilerinin olduğu da cümle umumun bugüne değin dillendirme fırsatı ve cesareti dahi bulamadıkları kendi içtihatları ile sabittir. Çok doğrucu Davut arkadaşların Hâk vergisi olan bu meziyetleri elbette bir haslet olarak toplumca el üstünde tutulabilir; lakin bu nitelik özellikle de hayata her durumda realist yaklaşan hiçbir kadında işe yaramaz. Aslında kadın erkek ayırmaksızın bu toplumun kendisinde de iş yapmaz.
Buna rağmen hem toplumun hem de toplumun ferdi olan kadınların ilkin ısrarla doğrucu Davut nevinden bu dürüstlük abidelerini arzu etmeleri de ayrı bir şuur yoksunluğudur. Ne hikmetse tüm mevcudat birbirlerine kıyasıya kur yapmakla çok meşguldürler veya tavus kuşunun dişisini etkileyebilmek adına kabararak kendi hacminden kat kat bir hacme haizmiş hissiyatı vermesi, asıl ifadeyle yalan dolana başvurulması gibi.
Ne var ki ben ve benim gibi azınlık kimilerinde ise böyle suni, gelip geçici yöntemler yoktur. Sistemin kuralları açıkçası onlara pek sökmez. Onlar suni olan ve bu suniliğiyle aldatan her şey ve herkesten kaçarlar. Onlara göre asıl maharet sunilikte değildir. Asıl maharet bir erkek olarak dişisinin gözleri önünde koca göbeğini içine çekmeksizin masanın üstüne koyabilecek medeni cesareti ve doğallığı gösterebilendedir. Ya da saygısızlık maksadı dışında umum ahali içerisinde üstelik yine dişisinin yanı başında osurabilendedir.
Asıl maharet pembe yalanlar ile kur yapmak şeklinde aldatmanın her türlüsünden nefret ederek şiddetle kaçınabilmektir. İşte doğal erkek, dürüst erkek diye zırıldayıp duran her kadının diliyle söylediği ve teoride hep arzuladığı; buna karşılık kadının gerçekte asla katlanamadığı erkek modellerinden biri olabilmektir.
Ancak meselenin özünde medeniyet denen o olgu yine de bir şekilde icat edildiyse meğer elbette ki seçimleri yapma kudretini elinde tutanlar her daim özgürdür. Gitmek isteyenler her durumda özgürce çeker ve giderler; kalanlar ise kalmaya ve yaşamaya devam ederler. Ve öyle ki ilişkiler de eğilip bükülerek yaşanmamalıdır. Her zaman olan ve olmakta olan doğal süreçler kati surette biteviye gerçekleşmelidir.
Toplumsal kemikleşmiş kurallar ile kalıplaşmış toplumsal bağnazlıklar, görgü ve ahlak kuralları ile menderes izi şeklinde yol yapmış olan yapılagelenler, dahası saçmalıklar ve aynılıklar mide bulandırıcı kabul edilmelidir. İlişki denen şey iki taraflı özgürlüktür. İşte bu özgürlük ve kasıntıdan uzak haller ileride yaşanabilecek olası sürprizleri, onulmaz şokları ve travmaları elbette ki minimuma indirecektir.
İşte gördüğünüz üzere bu yazıyı yazan kişi olan ben, bir erkeğin tüm öküzlükleri, hanzolukları ve hırbolukları; kısacası en doğal hâlin vücut bulmuş şekliyim. Evli çiftlerin türlü hileler ve danışıklı aldatmalar ile yıllar sonra sıkılıp birbirlerine gösterecekleri gerçek yüzlerini şimdi sunanlardanımdır. Elbette ki bu durum kuşkusuz hiçbir surette ilgi çekici olamasa da —hatta mide bulandırıcı bile olabilir— ki salt gerçeklik bunu gerektirir.
Bu doğal gerçekliği kaldıramayanlar kuşkusuz giderler; ya da filmin mutlu sonunu görmeye tahammül gösterenler de elbette ki kalırlar. “Seven her şekilde, her hâliyle sevmeli” denir ya; işte yalnız güzel yüz için değil, osuruk gazıyla da… Çünkü hepsi de ayrılmaz bir menü şeklinde pakete dahildir. Üstelik böylece kişideki bir olur ve bir olmaz kabul edilen hallerin tek bir huzmeden geçişi neticesinde karşıdan gören gözlerdeki aşinalığın artışı şeklinde bir doğal kabullenme husule gelmekte, gören de gördüğüne doymaktadır.
Yani asıl mesele en olumlu ile en olumsuzu aynı anda sevebilme becerisi ve meselesidir. Çünkü bilinmelidir ki kimse mükemmel değildir. Ve bizler aslında “seviyoruz” dediğimizde karşımızda bulunan, bizim için o mükemmele yakın olanı aslında mükemmel addetmişizdir. Vesselam.
10 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 24 Şubat 2023
bu içerik ilgini çekti mi?
0 / 0
#aşk #doğallık #dürüstlük #kadın erkek ilişkileri #toplum