Kimse düşünceleri uğruna ölüme yürümemelidir. Çünkü düşünceler de tıpkı değişmez şekilde gerçek kabul edilen fakat aslında değişken doğrular dizisi olan bilimsel veriler misali asla sabit kalmaz. Bilakis sürekli değişir ve her seferinde bizleri ziyadesiyle şaşırtır. Bu sonsuz uzunlukta asla tümden kat ederek bitiremeyeceğin, ardından da zafer sarhoşluğunu yaşayamayacağın bir sürekliliktir.
Adına körü körüne inanmamak denen bu durum, bilim mensupları için lügatlerinden her türlü inanç lafzını çıkartmalarını; yerine ise her şeylerden veya herkeslerden istisnasız şekilde şüphe etmelerini gerektirir. Nihayetinde bu durumda inançtan kaçan herkes elbette ki o inananların sahip oldukları huzur dolu arkaya yaslanmak yahut sağlam şekilde zemine basabilmek meziyetinden mahrum şekilde diken üstünde, huzursuz ve gayet tedirgin şekilde ömür tüketirler.
Müşahede edilen harikuladelikler karşısında kuşku dolu tedirginlikler yaşamamak ve en basit şekilde ruhun stabil gibi görünen sağlık düzeyini onulmaz şekilde paranoyak hale sokmamak adına rahatlıkla denebilir ki inanç bir gerekliliktir, bir lüzumdur. İnançsızlık ise şu halde dalgalara karşı yüzmekten bile zordur.
İnançsızlık, insan gibi zamana boyun eğen ve kendisi de tek yönde akıp giden bir âleme topyekûn kafa tutuştur. Sonsuz olan yahut sonsuz sayılan çeşitlilikteki harikulade aykırı görünen tuhaflıklarla tek başına insanoğlu, kendinde doğuştan var olan tüm sınırları ile nasıl baş edebilir ki?
10 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 1 Ocak 2023
bu içerik ilgini çekti mi?
0 / 0
#bilim #düşünceler #gereklilik #huzur #inanç #inançsızlık #insan sınırları #ruh sağlığı #şüphe