Allah’tan istemek


Hayatın ve tüm mevcudatın süregelen gidişatına baktığımızda rızkın temini için gerek bedenen gerekse zihnen emek sarf etmenin yani çalışmanın elzem olduğu kat’idir. Bu şekilde sarf edilen emeğin “ibadet” sayıldığı, karşılığının da “helal” olduğu; buna ek olarak istek, arzu, talep ve münacatın yalnızca Allah’a yönelmesi gerektiği dinimizce salık verilir.

Ancak burada çoğu bünyede ister istemez bir kafa karışıklığı vaki olur. Allah “zenginlik” nimetini dilediğine vermektedir. Dolayısıyla zengin addedilen bir kişinin üstün edebe, ahlaka, karaktere, akla ve zekâya sahip olması her durumda olmazsa olmaz değildir. Bu fark edildiğinde nefsin oyunu olan “kibir” devreye girer ve mukayeseler başlar. Sonuçta hak etmediğini düşündüğünüz bu zengin kişiye karşı gerçek manada saygınızı yitirirsiniz.

Sizde olmayanın başkasına verilmiş olması ve bitmek tükenmek bilmeyen ihtiyaçlarınızın sizi zorlamasıyla oyunlar oynamaya başlarsınız. Takındığınız maskeler öz varlığınız haline gelir. Liyakat sahibi olmadığını bildiğiniz bu kişiye karşı göstermelik dahi olsa rükû ve secdelere varırsınız. Çünkü ihtiyaç hâsıl olmuştur. Sizin paraya, onun ise sizin hizmetinize ve sadakatinize ihtiyacı vardır. Böylelikle farkında olmadan sadakatinizi (hâşâ kulluğunuzu) teslim edersiniz.

Ya da benim yaptığım gibi aşağılık kompleksine kapılıp yedirememekten kaynaklı hadsizce büyüklenerek patron vasfındaki kişileri küçümseyip onlardan yüz çevirirsiniz. Bu durum şeytanın Hz. Âdem’i küçümsemesi ve Allah’ın emrine isyan etmesiyle benzerlik taşır. İşte tam da burada iman ve küfür karışımı bir durum peydah olur. Allah cümlemizi affetsin ve hidayete erdirsin inşallah.

“İman” ile şahadetle çene kapadığını zanneden kulun, bu küfür neticesinde kabirde sual meleklerine karşı abandone olması vakidir. Bu vesileyle “ihtiyaç” en büyük “imtihan” vesilesi olmaktadır. Allah kimseyi bu denli ihtiyaç sahibi yahut doyumsuz bir açgözlü yaparak imtihan etmesin. Kişinin şeytanının kula kulluk oyununu veya kibir hastalığını doğru bir hareket gibi görmesine fırsat vermesin. Âmin, Âmin, Âmin.


  16 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   29 Nisan 2022

bu içerik ilgini çekti mi?

2 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle