mutlak doğru


Herkesin bir doğrultusu vardır. Kendisinin mutlak doğru yolda olduğunu iddia eden ve son derece kısıtlı bir yaratılışla her şeyi kavramaktan aciz olan aklını yegane rehber edinenden daha yanlış kim olabilir ki? İnsanoğlunun tek sıkıntısı, kendisine sunulanların ve husule getirilmiş meziyetlerinin cüzi oluşunu unutmasından mütevellit tamam derecesinde olduğunu düşünmesinden başka bir şey değildir.

Şu halde insanoğlunun asıl sorunu esasında unutkanlık eseri olarak gafil avlanmasıdır. Bu yaratılmış olan hiçbir kimsenin tamam derecesinde bir dikkate, hafızaya ve dahi akla şayan olmadığını ziyadesiyle bizlere göstermektedir.

Hakikate erişmenin kişinin kendi cüzi benliği ile değil de ancak ve ancak mutlak güç ve otoritenin gerçek sahibi olan Allah tarafından kalplere sezgi yoluyla yerleştirilmesi şeklinde olabileceğini düşünenler için kurtuluşa giden o yegane ve mutlak hakikate vardıracak yol oldukça yakındır.

İnsanların aleni şekilde peygamberlerin öğütlerine baş kaldırmalarının ve yöneldikleri batıl doğrultuya sıkı sıkıya tutunmalarının esas nedeni, tuttukları yolun mutlak hakikat olduğunu düşünmelerinden ileri gelmektedir. Bu tutunuş fayda/zarar yahut zararsızlık münasebetine dayandırılmaktadır.

Bir kimse tutunduğu bir yolda fayda görmese dahi herhangi bir zarar elde etmediğini düşündüğü sürece bu yolda alışkanlık üzere devam eder. Alışkanlıklar da bir müddet sonra beton gibi kalıplaşır, eğilip bükülerek değiştirilemeyecek şekilde sabit hale gelir.

Bu sebeple Allah’ın dilemesi müstesna, herhangi bir kimse tarafından güç kullanarak hiçbir yaratılmış kendi tutmuş olduğu ve beton misali kalıplaşmış olan o yolundan çevrilememektedir. Betonu yumuşatacak çözülmesine vesile olacak muhteviyat Allah katındadır. Kalplere indirildiğinde kul bu sayede hidayet bulur. Bu bazen doğrudan olur, bazen de Allah’ın bu iş için hususiyetle yaratmış olduğu yumuşak huylu bir kulunu vesile etmesi ile gerçekleşir.

Yumuşak huyluluk ise betonu çözdürmek için gerekli karışıma ilave edilmesi elzem olan esas bir cüzdür. Ancak yine de eksiktir ve tek başına yeterli değildir. Karışımın tam formülü Allah katındadır. Dolayısıyla bu vesile ile Allah dilemedikçe yaprak dahi kımıldamamaktadır. Vesselam.


  4 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   3 Ocak 2025

bu içerik ilgini çekti mi?

0 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle