Kim kıskanırsa kördür, kim nefret ederse sağırdır, kim kızarsa topaldır, yalnızca kim severse onun her şeyi tamamdır.
(Bu yaşıma geldim. Birinin birini kıskanıp da o birinin kıskanılan kişiden daha iyi yerlere geldiğine hiç şahit olmadım. Gerçi kıskanç kişi kendisini daha iyi yerde görmek istemez. Kendisinden yüksek konumda bulunan kişiyi kendi konumuna yahut daha aşağısına düşmesini ister. Böylelikle odaklandığı ve düşman bellediği kişiden başkasını gözü görmez, kendisini unutur, kendi karşısında çıkabilecek fırsatları da fark edemez.
Nefret eden kişilerin kulakları ekseriyetle tıkalıdır. Öyle ya, düşman bellediği kişi tümden kötülükten husule gelemez. Böylelikle nefret edilen kişinin iyi hasletlerini, halisane niyetlerini başkaları nefret edene iletseler bile o bunları duyamaz yahut duymazlıktan gelir.
Kızgınlık, öfke hali genellikle ne yaptığını bilememek ve kontrolsüz güç gösterisiyle sonuçlanır. Akıl kontrolü kaybeder. Hiddetine hâkim olamayan kişi ya karşısındaki meta veya kişiye yahut kendisine fiziksel zararlar verir.)
Taş da yumurtanın üstüne düşse, yumurta da taşın üstüne düşse olan yine yumurtaya olur.
(Olan her daim fiziksel yahut ruhsal açıdan zayıf yaratılışa sahip olur anlamında söylenen bir söz.)
Başı aşan su; ha bir karış olmuş, ha dört parmak.
(Olan olduktan sonra nasıl olduğunun hiçbir önemi yoktur.)
At dört bacaklıdır ama sık sık düşer.
(Hatasız kul olmaz sözünün farklı şekilde söylenişi.)
Gözlerini güneşte tutarsan hep, gölgeyi göremezsin hiç.
(Her durumda Pollyanna’nın (tatlı limon) iyimserlik anlayışıyla olaylara yaklaşanlar için söylenmiş bir söz.)
Lahananın içinde böcek olması, hiç et olmamasından iyidir.
Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır.
Sürahi kulpu kopana kadar suyu taşır.
Şeytan gidemediği yere, bir kadın gönderecektir.
Peygamberimizin (S.A.V) söylediği gibi “Cehennemin ekseriyetle kadınlardan oluştuğunu gördüm.”
(Erkek kadının işlediği son derece büyük tüm günahları her daim adeta istemsizce maskeler çünkü toplumdaki tüm kötülükler aleni şekilde erkeğin sırtına yüklenmiştir. Çünkü erkek çekinmez, fütursuzdur. Bir insan olamama durumu varsa o hep erkeğe mal edilmiştir. Kadın ise her daim masumdur, asla hata yapmaz olarak kabul edilir. Bu kabul neticesinde kadın aslında perde arkasındaki as oyuncu olarak kalmaktadır. Tüm gizli büyük günahlarını yalan söyleme yahut gerçeği gizleme yetisiyle birleştiren kadının şu durumda şeytandan bir farkı olabilir mi?)
Başkaları hakkında konuşmayın, sizin hakkınızda konuşmayacaklardır.
Ölü hakkında ya iyi konuşun ya da hiç konuşmayın.
(Sağlığında birinin karşısına çıkıp fikir beyan etme cesaretini gösteremeyenler yahut bu fırsatı bulamayanlar bunu kişinin yokluğunda arkasından gerçekleştirme yoluna giderler. Bu şu açıdan yanlıştır: söyledikleriniz baştan ayağa doğru bile olsa kimse sizin tarafınızda olmayacaktır. Çünkü ölen kişi mağdur olan pozisyona geçmiştir ve size asla cevap veremez. Mağdura acıma güdüsü vicdan sahibi hemen her insanda vardır. Bu sebeple ölen kişinin hayranlarıyla birlikte bu mağdur olan kişinin savunucuları karşınıza dikileceklerdir.)
Güzel dekore edilmiş bir tabak kimseyi doyurmayacaktır.
(Ya zarafet ya da bolluk, ikisi bir arada olamaz. Güzel olan her şey sayıca az bulunur. Kötü olan yahut tercih edilmeyen ise bol miktarda.)
Sadece ayakkabı bilir, çorap delik.
Öğrenmeye devam edin, çünkü bilgi gücün anahtarıdır.
Bilgi aklın kâmil olması ile sonuçlanır. Fiziksel gücünüz olmayabilir lakin herkesten çok bilirseniz insanlar size o oranda saygı duyacaklar ve önünüzde eğileceklerdir. Hatta fiziksel manada zayıf çelimsiz olsanız bile.
Bir domuzun gökyüzünü gördüğü gibi kesin göreceksin bazı şeyleri. (Domuzlar yukarı bakamaz.)
(Hemen her konuda kesin yargıya kapılan kişiler aslında hiçbir şeyi göremeyenlerdir. Zanna kapılırlar ve bunun farkına dahi varamazlar. Çok bildiklerini zannettiklerinden bildiklerini doğrulayacak tecrübeyi de yaşamamaları hasebiyle ekseriyle yanlışa düşerler. Oysaki edinilen bilgi zaman ve yaşanmışlıkla tecrübe edilmezse çöpten farksızdır.)
Dökülmüş sütün ardından ağlanmaz.
Evlenmeden önce gözlerinizi dört açın, evlendikten sonra yarı yarıya kapayın.
Gençlere sor, onlar her şeyi bilir.
İnsanlar yaşadığı için değil, yaşamadıkları için yaşlanırlar.
(Pişmanlık insanı yer bitirir. Kimi yaşadıklarından ötürü sonradan vicdanının esiri olur, kimi ise toplum genel yargılarının yahut kendi doğru yanlış anlayışının esiri olarak yaşamayıp pişman olmaktadır.)
Sen değiştiğinde, talihin de değişir.
(Bu sözün hakiki manasına asla ulaşamamış biri olarak hep merak etmişimdir. Nedir değişmek? Gerçekten değişmek mümkün mü?)
Köpekler istiyor diye atlar ölmez.
Kadınlar çocuk gibidir, hayır demekten hoşlanırlar, bazı erkekler de bu sözü ciddiye alırlar.
Fark edilmek için çok küçük olduğunu düşünüyorsan, kapalı bir odada bir sivrisinekle uyumayı dene.
(Evet, sinek küçüktür lakin mide bulandırır. Bu dünyada ne hikmetse hep minikler fark edilir ve ilgi görür.)
Kötü şans seni yakalayacaksa, muz dişini kırabilir.
(Neredeyse her zaman bahtsız olduğumu düşünmüşümdür. Doğru zamanda doğru yerde olamamak ekseriya.)
Sadece bir aptal suyun derinliğini iki ayağıyla test eder.
(Aptallık demeyelim de düşüncesizlik… Düşünmek için zaman harcamayan insanlar önce eyleme geçerler. Ancak bu çoğu kez fiyasko ile sonuçlanır.)
Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer.
(Kimse bugünkü üstünlüğüne güvenmemeli. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.)
Ödünç alan, özgürlüğünü satar.
Ufak hırsızlar asılır, büyük hırsızlar serbest bırakılır.
İtimat kontrole mani değildir.
Aşkta ve savaşta her şey mübahtır.
11 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 28 Temmuz 2022
bu içerik ilgini çekti mi?
1 / 0
#adalet #aşk #bilgi #değişim #erkek #fırsat #kadın #kıskançlık #nefret #öfke #pişmanlık #savaş #toplum