-B-
- ba’de: sonra
- ba’demâ: bundan böyle
- bâdire: tehlikeli olay, felaket
- bâğbân: bahçıvan
- bağteten: ansızın, birdenbire
- bahâ: değer, kıymet
- bâhaber: haberli, haberdar
- bahâdır: yiğit
- bahîl: cimri
- bâhired: akıllı
- bâhûr: aşırı sıcak
- bâhusus: hele hele, özellikle
- bâis olmak: yol açmak, sebep olmak
- bakâyâ: geriye kalanlar
- bâkir: el sürülmemiş
- bâkire: kızoğlan kız
- bânû: bayan
- bârân: yağmur
- bârber: hamal
- bârî: hiç olmazsa, en azından
- bâriz: belirgin
- basîret: görüş, ileriyi görme gücü
- batâet: ağırlık, yavaşlık
- battal: yiğit, köhnemiş, hantal
- bâvekar: ağırbaşlı
- bâyi: satıcı
- becâyiş: yer değişimi
- bed: kötü
- bedahd: sözünde durmayan
- bedâheten: düşünmeden
- bedahlâk: ahlaksız
- bedâvâz: kötü sesli
- bedâvet: göçebelik, bedevîlik
- bedbaht: talihsiz
- bedbîn: kötümser, karamsar
- bedbû: kötü kokulu
- bedçeşm: kötü gözlü
- beddil: ödlek
- bedendîş: kötü düşünceli
- bedevî: çöl arabı
- bedfercâm: kötü sonlu
- bedhâh: birinin kötülüğünü isteyen
- bedîhî: kuşkusuz
- bedlikâ: çirkin
- bedmihr: sevgisiz
- bednâm: adı kötüye çıkmış
- bednigâh: kötü bakışlı
- bednihâd: kötü yaratılışlı
- bedr: dolunay
- bedreftâr: kötü davranışlı
- bedsigâl: kötü düşünceli
- bedsîret: ahlaksız
- bedsirişt: kötü yaratılışlı
- bedtıynet: tıynetsiz
- bedzebân: ağzı bozuk
- bedzehre: ödlek
- begâyet: çok, son derece
- behcet: sevinç, güzellik
- behem: birlikte, beraber
- behemehâl: mutlaka, ne olursa olsun
- beher: her biri
- behic: güleryüzlü
- behîmî: hayvanî
- behîmiyyet: hayvanlık
- behişt: cennet
- behiştî: cennetlik
- behiyye: güzel
- behte uğramak: şaşakalmak
- bekâm olmak: muradına ermek
- bel’ edilmek: yutulmak
- belâ: evet
- belâdet: dangalaklık
- belâgat: kusursuz söz söyleme
- belâhet: eblehlik
- beled: kent, memleket
- beledî: kentli
- belediyye: belediye
- belî: evet
- belîğ: fasih konuşan
- beliyyât: belalar
- belki: olabilir
- bend olmak: bağlanmak
- bendegân: kullar, köleler
- bender: liman
- bendergâh: rıhtım
- beng: esrar
- bengî: esrarkeş
- berceste: seçkin
- berdevâm: sürekli
- berdülacuz: kocakarı soğuğu
- berfîn: karlı
- berg: yaprak
- bergüzâr: hatıra, hediye
- berhâne: harap ev
- berhayât: hayatta olan
- berhürdâr: mutlu
- berî: arınmış, temiz
- berîd: ulak, postacı
- berîn: yüksek, yüce
- berk: şimşek
- berkarâr: karar eden
- berkemâl: mükemmel
- bernâ: genç
- berzah: cehennem, sorun
- besende: yeterli
- besîm: güleç
- beste: kapalı, beste
- beşâret: müjde
- beşîr: müjdeci
- beşûşâne: güleryüzle
- betâet: ağırlık, yavaşlık
- bevl: idrar, işeme
- beyâbân: çöl
- beynelmilel: uluslararası
- beyzâ: bembeyaz
- beze: günah, suç
- bezekâr: günahkâr, suçlu
- bezirgân: tüccar
- bezmgâh: eğlence yeri
- bîâr: arsız
- bîbahâ: paha biçilmez
- bîbedel: eşsiz
- bîbehre: nasipsiz
- bîcâ: yersiz
- bîcan: cansız
- bid’at: dinde sonradan ortaya çıkan şey
- bîdâd: zulüm
- bîdâdger: zalim
- bîdâr: uyanık
- bîdârbaht: talihli
- bidâyet: başlangıç
- bîdin: dinsiz
- bîedeb: edepsiz
- bîeman: amansız
- bîendişe: düşünmeyen
- bîgâne: yabancı
- bîgüman: kuşkusuz
- bîgünah: günahsız
- bîhadd: sınırsız
- bihakkın: hakkıyla
- bihâr: denizler
- bîhareket: hareketsiz
- bîhâsıl: sonuçsuz
- bîhayâ: hayasız
- bîhayat: cansız
- bîhemtâ: benzersiz
- bîhesâb: sonsuz
- bîhiss: hissiz
- bihter: daha iyi
- bîinsâf: insafsız
- bîkarâr: kararsız
- bilâfâsıla: aralıksız
- bilâhere: sonradan, sonunda
- bilâinkıtâ: kesintisiz
- bilâkayt: kayıtsız şartsız
- bilakis: aksine
- bilâmühlet: süre vermeden
- bilâpervâ: korkusuzca
- bilâte’ehhür: gecikmeden
- bilâtefrik: ayırım gözetmeden
- bilâteminat: güvencesiz
- bilâücret: ücretsiz
- bilfiil: bizzat, gerçekten
- bilmecbûriye: mecburen
- bilmünâsebe: sırası geldiğinde
- bilumum: tüm, bütün
- bilvâsıta: dolaylı olarak
- bîma’nâ: anlamsız
- bîmâr: hasta
- bîmekân: yersiz
- bîmerhamet: acımasız
- bîmisâl: benzersiz
- bîmuhâbâ: çekinmeden
- bîmübâlât: umursamaz
- binâen: dayanarak
- binâenaleyh: bu yüzden
- bînevâ: yoksul
- bînihaye: sonsuz
- binnetice: sonuçta
- binnisbe: nispeten
- bîpâyân: bitmez tükenmez
- bîpervâ: korkusuz
- bir gûna: hiçbir
- bir nevi: bir bakıma
- bîrûn: dışarı
- bîser: başsız
- bîsûd: yararsız
- bîşübhe: şüphesiz
- bîşümâr: sayısız
- bîtaraf: tarafsız
- bîtarafâne: tarafsızca
- bittafsîl: ayrıntılı olarak
- bittamâm: tümüyle
- bîzâr olmak: usanmak
- bizâtihi: kendiliğinden
- bu’diyet: uzaklık
- buht: şaşkınlık
- bundan mâada: bundan başka
- burûc: burçlar
- burûdet: soğukluk
- butlân: boşluk, yalan
- bühtân: iftira
- bülend: yüksek, yüce
- bülheves: maymun iştahlı
- bürdbâr: sabırlı
- bürhân: kanıt
- bürûz: ortaya çıkma
- büşrâ: müjde
- büzdil: ödlek
6 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 19 Eylül 2023
bu içerik ilgini çekti mi?
0 / 0
#Arapça kelimeler #B harfi #Osmanlıca sözlük