Fransız devletinin 1. Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri safında yer alması hasebiyle Osmanlı’daki azınlık Ermenilere ve Türkler aleyhine varlık gösteren Kürt azınlıklara sürekli yakınlık göstermiştir ve göstermeye de devam etmektedir. Ermeni lobisinin büyük çoğunluğunun Fransa üzerinde konuşlanmış olmasından dolayı bugün Fransa, sözde Ermeni soykırımı iddiasına en büyük desteği veren ve bu sözde soykırım iddiasını yasalaştıran; bu yasaya karşı çıkanları ve görüş olarak kabul etmeyenleri yine bu doğrultuda düzenledikleri yasalar yoluyla cezalandıran, kendi tüm vatandaşlarına soykırımı kendi eğitim kurumları aracılığıyla empoze eden bir devlettir. Üstüne üstlük özgürlük, eşitlik ve kardeşlik söylemleri adı altında popülist yaklaşımlarla diğer Batılı ülkeler karşısında bu haksız tutumlarını perdelemeye çalışan ve bu şekilde kendini izole eden propaganda siyaseti ile dünya kamuoyunda savını haklı çıkarmaya çalışan sözde adil bir devlettir.
Asırlar boyunca Müslüman olan Türklere karşı aldıkları ve kronikleşen yenilgiler, dahası kuyruk acıları Batı’yı, özellikle Katolik Hristiyan Fransa’yı en iyi birer ezeli Türk ve Müslüman düşmanı yapmıştır. Ayrıca bir Müslüman’ı desteklemektense Ortodoks bile sayılmayan oryantal Ortodoks sınıfına giren Ermenileri desteklemek Fransız ve Batı ideolojisine daha yatkındır. Napolyon Bonapart’ın Osmanlı Devleti’ne karşı aldığı yenilgiyi de unutmamak gerekir. Şu bir gerçektir ki tüm Batı âlemi ve gayrimüslim azınlıklar ne kadar dost görünürlerse görünsünler, Türklerin her zayıf anında gerek diplomatik gerekse fiziksel manada gizli veya açıktan ittifak içerisine girmişler, ancak hiçbir surette bunda muktedir olamamışlardır. Müslüman Türkler tarih boyunca bükülemeyen bilek olmuşlardır.
Fransızlar emellerine daha kolay ulaşabilmek maksadıyla arka planda Ermeni lobisini kullanarak Osmanlı’nın son dönemlerinde muhalif Jön Türkler dolayısıyla İttihat ve Terakki ile geçici süreli münasebet dahi kurmuşlardır. Bu münasebet, Ermeni örgütlerin devlete isyan ve taşkınlıklarının alenileşmesi ve kontrolden çıkması ile sonradan bozulmuştur. Türkleri fiziksel olarak tam anlamıyla sindirip yok edemeyeceğini anlayan Batı âlemi, özellikle Katolik Fransa, mevcut Türk kültürünü kendi Fransız kültürleri içerisinde asimile ederek kendilerine benzetmek suretiyle emellerine ulaşma yoluna gitmiştir. Bunun en güzel aracı ise eğitim ve öğretim faaliyetleridir.
Ülkemizde mevcut olan Fransız hayranlığının neticesinde Türk halkına ve Türk evlatlarına, kendi Türk ilk ve orta öğretim kurumlarımızdan dahi daha popüler ve kaliteli olarak benimsetilen, her biri bir Aziz (Saint) ismi ile başlayan Katolik misyoner Fransız ilk ve orta öğretim kurumları örnek gösterilebilir. Yakın dönemde ülke yönetiminde siyasi manada söz sahibi olmuş pek çok ünlü siyaset insanımızın bu dini içerikli manastırvari okullardan çıktıkları ve ülkeyi sözüm ona laik şekilde yönettikleri de bir gerçektir. Normal şartlarda laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrı tutulmasını salık verirken, kendilerine gıpta ile bakılan Fransızların bunu eğitim hayatlarında bırakın eğitim hayatlarını, hayatlarının hiçbir alanında dahi başaramamış olmaları ilginçtir. Ancak laiklik sadece Müslüman ülkelerinde gerçeklenmesi gereken bir durum olarak dayatılmıştır. Bu da meselenin İslam karşıtlığı (İslamofobi) olduğunu açıkça göstermektedir.
Bugün Fransa ve Batı âlemi kısmen veya tamamen emellerine ulaşmış olsalar da Türk halkında eninde sonunda husule gelecek olan kaçınılmaz uyanışa asla mani olamayacaklardır. Cihan hâkimiyeti ülküsü en güçlü şekilde Türklerde vardı. Günümüzde bu ülkü zayıflatılmış olsa da yeniden alevlendirilmesi ve Türklerin bu kutsal ülküsüne kaldıkları yerden devam edebilmeleri mümkündür. Gerçekten de Fransız okullarının verdikleri eğitimlerin kalite düzeyi ayrı bir konu olmakla beraber, bu kurumlarda Türkçülük akımının yüceltilmeyeceğini, Türk anane ve öz kültürünün Türk evlatlarına aşılanmayacağını, Müslüman evlatlara kendi dinlerine bağlı olmaları telkin edilmeyeceğini, bilakis Müslümanlığın kötüleneceğini kavrayabilmek için üstün bir zekâ düzeyi gerekmemektedir. Bugün Fransa ve Batı âlemi yine de Türk halkında kaçınılmaz uyanışa mani olamayacaktır. Allah’ın izniyle bu uyanış gerçekleşecektir.
16 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 12 Şubat 2022
bu içerik ilgini çekti mi?
1 / 0
#Batı siyaseti #eğitim #Ermeni lobisi #Fransa #İslamofobi #İttihat ve Terakki #kültür #Osmanlı #soykırım iddiası