safdil aydın


Avrupa devletlerinin bir türlü gelemeyen günün birinde, safdil olan içimizdeki bazı aydın geçinenlerin mesnetsiz kat’i fikirlerince bizleri topyekûn kucaklayacaklarına dair safça inanışlar bugün bile sarsılmamakla birlikte bu durumun gerçeklenmesi her durumda namümkündür. Böyle düşünenler şunları akletmelidirler: Altı asır Batı’nın (Avrupa’nın) tepesinde at koşturmuş, Batı âleminin kendi kutsal addettikleri Haçlı ordularına nefes dahi aldırmamış Osmanlı Devleti’nin mensubu yüce ve şanlı ecdadımızın kendilerine yaşattığı kuyruk acılarını Batı asla ve kat’a unutamaz.

Bu acıları aydınlık Jönlük ya da İttihat ve Terakki ne hafifletebilirdi ne de tümden yok edebilirdi. Edemedi de. Günümüzdeki ılımlı Müslümanlık uğruna Yüce İslam dininin arkaya atılması ve üstüne laiklik kavramının getirilmesi ile kısmen dahi gerçeklenmiş olsa da, yetmezmiş gibi Batı’nın lüzumlu lüzumsuz tüm ananeleri kopya edilse de yine de kifayet etmemiş, bugün dahi Batı âlemine şirin görünme çabaları sonuçsuz kalmıştır.

Günümüze uzanan ittihatçı uzantıları ne vakit anlarlar acaba? Batılılaşmak, sözüm ona çağdaşlaşmak uğruna bu milletin ince hassas ayarlarıyla oynayarak, saat misali belki de Hak Teâlâ’ya olan halis inançlarından ötürü yine Hak Teâlâ tarafından kendilerine bahşedilmiş olan kusursuza yakın sosyal ananelerini ve inançlarını günümüzün “pembe köşkü” misali böylesine tahrif ederek onulmaz şekilde bozduklarını ve böylesi büyük bir vebal aldıklarını.

Bu vebali alanlar şunu anlamalıdırlar: Batı dünyası sahip oldukları medeniyetleri ve kültürleri itibarıyla asla üstün olmamıştır, olmayacaktır da. Batıyı sizlere böyle yüce gösteren onun emperyalist tutumu nedeniyle elde ettiği zenginliğidir. Batı’nın bugün oynanan bu kumarda sadece eli kuvvetlidir. Fakat emperyalizm ile ya da ahlak dışı yöntemlerle elde edilen zaferler ve üstünlükler elbette çok kısa sürecektir. Bunun böyle olacağını zaman hepinize ve sizlerle beraber hepimize bir kez daha ispat edecektir.

Altı asır üstün ahlak üzerine kurulu bir din ile tüm Batı’ya, dahası neredeyse tüm dünyaya hükmeden bir Osmanlı’dan (devrinin Amerikası) geldik; Batı özentisi, Batı aşığı ve taklitçi konumundaki bir Türkiye’ye. Ne terfi ama. Papanın kendisi de bu birliğin namümkün olduğunu kendi ağzıyla itiraf etmiştir: “Batı ile Türkiye’yi bir addetmek yanlış olur. Türkiye İslam temelli laik bir devlet olsa da komşusu Arap ülkeleriyle bir birlik kurmalı ve bize zıt olan Arap ülkelerini sahip olduğu laiklik ideolojisi ile bize karşı olmamaları hususunda dizginlemeli ve yine sahip olduğu bu laiklik kavramıyla onların dinlerini temelden zayıflatmak ve bu hususta bize destek olmak noktasında bir baş aktör, dahası baş maşamız olmalıdır.” demiştir.


  11 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   1 Ocak 2023

bu içerik ilgini çekti mi?

1 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle