rozalya ana


Sevinç Çokum’un Rozalya Ana hikâyesinden hareketle Kırım Tatarlarının 1944 sürgününü ele alıyorum; maksat özet değil, bu gerçek ve hazin hadisenin kritiğidir. Stalin’in emriyle bir gecede Kırım Tatar Türkleri evlerinden apar topar alınmış, vagonlara istif edilerek günler hatta haftalar süren aç, susuz, havasız bir yolculuğa mahkûm edilmiştir.

Bu çetin yolculukta sürgün edilen nüfusun neredeyse yarısı yaşamını yitirmiştir; cebren, insanlık dışı ve zor şartlarda yapılan bu uygulama toplu kıyım olarak kabul edilmelidir. Rusya, kayıpları “doğal ölümler” gibi göstererek komünist rejimin faşist olmadığını dünyaya lanse etmek istese de, sağ kurtulanların anlatıları, el konulan mal varlıkları ve dil–din–kültürün sistematik yok edilişi, hatta “Kırım Tatar” adının yasaklanması, bu hadisenin üstü kapalı bir soykırım olduğunu açıkça göstermektedir.

Gerekçe olarak Kırım Türklerinin Nazi Almanyası’na Mavi Alay ile yardım ettikleri ve Türkiye’nin rolü olduğu iddia edilmiştir. Oysa Türkiye, II. Dünya Savaşı’na katılmamış; Birinci Dünya Savaşı hezimetinden aldığı dersle denge politikası izlemiş, tam tarafsız kalamasa da ağırlığını Almanya aleyhine, İngiltere–Fransa hattına yakın tutmuştur. Bu nedenle Rusya aleyhine arka planda faaliyet yürüttüğü iddiası zayıftır.

Cumhuriyet Türkiye’si, ataları olan Türk devletlerinin cihan hâkimiyeti ülküsünü geçici olarak kaybetmiş olsa da politikasını kalkınma ve kendini geliştirme üzerine kurmuş; açık tehdit olmadıkça başka ülkelerin aleyhine ortalığı fesada veren bir devlet olmamıştır. Bu, ecdadın zulüm ehli olduğu anlamına gelmez: Türk cihan hâkimiyeti yüce bir ülküdür ve Allah izin verirse gerçekleşecektir.

Şanlı ecdadımız, savaş ve seferlerle hâkimiyeti altına aldığı devletleri yakıp yıkmamış; yerli halkın kültürel ve dini değerlerinin ayarlarıyla oynamamış, mevcut kültürün üzerine kendi kültürel varlıklarını inşa ederek tebaya özgürlük, kardeşlik ve eşitlik yaşatmıştır. Bugün Arap yarımadası ve Balkanlar’da aklıselim ecnebiler Osmanlı’nın adaletinden ve özgürlük dolu sosyal hayatından söz eder; kopuşların zulümden değil, etnik–siyasi bağımsızlık mücadelelerinden doğduğunu anlatırlar.

Kırım Tatarlarının Rusya tabiiyetinde olup kendi ülkelerine ihanet ettiklerine ihtimal vermiyorum; Türklerin tarihinde “yediği kaba pislemek” görülmemiştir. Soykırımın esas mümessili Stalin’in paranoyak eğilimleri düşünüldüğünde, kararın evhamdan kaynaklandığı anlaşılır. Tarih boyunca Türk ismiyle can veren tüm şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.


  16 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   8 Mayıs 2022

bu içerik ilgini çekti mi?

2 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle