Olayları ve olacakları her daim önceden bilişsel bir düzeyde kestirip kurnaz bir şekilde hamle yapanlara ve böylelikle kendilerini olası tehlikelerden içten içe bu kurnazlıkları sayesinde pratik şekilde kurtaranlara hep gıpta etmişimdir. Bütün mesele aslında dümdüz olmaktan uzak olmak. Kişiler ve olayların çetinliği karşısında eğilmek, bükülmek, uzamak, kısalmak, fakat gerektiğinde ve yalnızca tehlike geçinceye değin.
Gerçi yine de tüm mevcudiyetiniz bir kalas hükmünde ise; bu sefer de zekânız zor durumlar karşısında eğilip bükülmeniz gerektiğini ivedilikle size keşfettirse dahi şu halde fiziksel mevcudiyetinizden ötürü kişiler ve olayların çetinliği karşısında pek az sehim verebilirsiniz. Bunun için kendinizi fazla zorladığınızda ise kırılacağınızı pekâlâ bilirsiniz. Ekseriyetle de çetin şartlar altında ya kendiniz kırılırsınız, yahut insanlar sırf bu yüzden sizi kendileri kırarlar, ola ki kırılmazsanız dahi bir köşeye atarlar ve sonra hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler.
Kolay bir kurtuluş yolu, en kısa kaçış yolu, hatta hedefi değiştirmeksizin yolu değiştirebilmek, işin oluruna gitmek, kafa tutmadan şartların gerektirdiği en doğru şeyi yapmak, kısacası pratik zekâlı bir yumurcak olamadınız ise, yaşanan en basit hayatlar bile sizin için karmaşık ve zor hâle gelecektir. Çeneyi tutmak mesela, gerekli gereksiz konuşmamak ve yahut toplumun uyumlu parçası olmak. Çıkıntı olmamak, başsız çivi misali bir kez çakılmak ve ahşabın içinde ahşabın muhteviyatına dâhil olacak şekilde ortam ile bütünleşmek. Öyle ki sonradan her nasılsa kanırtılıp çıkartılamamak.
Şakaya vurmak, şakayla karışık diş göstermek, insanları gülerken düşündürtmek peki ama nasıl? Bu nasıl mümkün olabilir? Bu kısır döngü hâlinden nasıl kurtulabilinir? Şöyle ki; üstte belirtmiş olduğum gerek yay gerek kalas aslında tabiatta oldukça bol bulunan materyaller dolayısıyla çokluklarından ötürü aslında herhangi bir değer ihtiva etmezler. Şu hâlde toplumun zaman içerisinde ekseriyetle dönüşmüş oldukları sıradan bir yay da olsanız, sırf bir farklılık arayışı maksadı ile kendinizde kişisel şekilde terfi husule getirmek vesilesi ile yay olmayı reddedip bir kalasa da dönüşseniz, sonradan kırılmanız ve zarar görmeniz dışında özel bir anlam veya değer ihtiva etmezsiniz.
Asıl mesele ne yay gibi esnek ve bükülebilir ne de kalas gibi sert ve bükülemez olmaktadır. Çünkü yayın da kalasın da hep bir kusuru vardır. Kusur sınırlı olmak. Kusur sonlu olmak. Asıl kusur önünde sonunda nihayetinde deforme olmaktan kaçamamak. Çetin kişiliklere, katlanması güç olaylara ve kısacası hayatın tüm acı hakikatlerine karşılık asıl kurtuluş, çene kapatmış bir şekilde susup boyun eğmekte. Ama kula değil, tabiata da değil, Hakk’ın bizatihi kendisine. Mesele nihayeti olan kudretin aslında kudret sayılmadığını kavrayabilmekte. Mesele kul olarak yetersizliğin ve hiçliğin bilincine varabilmekte. Vesselam.
8 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 6 Ağustos 2023
bu içerik ilgini çekti mi?
1 / 0
#kalas #toplum #uyum #yay