kafa tutan insan


Yepyeni bir şey yapacak olsam ve o şey çok değerli, gayet ekonomik şekilde bir soruna çözüm getirecek bir alet, bir edevat, örneğin bir makine olsa eminim ki insanların pek çoğu küstahlık edip gururlarından ya da benim bulduğum zekâ pırıltısı eserim dolayısıyla kendilerini benden daha gerizekâlı gibi hissedip kibir göstererek buna şiddetle karşı çıkacaklar. Kendilerinde hasıl olan bir çeşit aşağılık kompleksi etkisi ile ürettiğim ürünü yahut bulduğum kıymeti kötüleme, hakir görme yoluna gidecekler; hatta ve hatta “ne gerek var” ya da “neden senden bu ürünü, üstelik gösterdiğim yüksek emeği de yok sayarak, neden bu fiyatla alalım” diyeceklerdir.

Elbette ki böyle bir duruma tepkim sırf o hadsiz kişi veya kişileri sinirden kudurtmak için bir çeşit umursamazlık şeklinde olurdu. Ve yine şüphesiz bunu diyenlere “ben pazarlamacı değilim, işportacı hiç değilim, her yerde var olan bir ürünü sizlere satmaya da çalışmıyorum; ister al kullan hayrını gör, ister alma eski bozuk ekonomik olmayan elindeki mevcut ürününle cebelleş ol kardeşim, bana hava hoş üstelik… aşağısı da Kasımpaşa” derdim.

İşte insan denen varlık bu denli zayıf bir yaratılışta olup koşulsuz, istisnasız ve nedensiz şekilde sırf kendi sığ aklına, mantığına, gönlüne özellikle de gururuna muhalefet etti diye biteviye isyan eden, haddini bilmeksizin her yeni şey veya duruma karşı çıkıp duran belki de tek varlıktır. Kur’an-ı Kerim’i baştan sona okuyun; en başından en sonuna bahsedilen neredeyse tüm hadiseler insanın küstahlığı, hadsizliği, kibri neticesindeki lüzumsuz isyanından, dahası onun gereksiz karşı koyuşlarını anlatır.

Kendilerine kurtuluş için önüne güneş gibi parlayan tek bir yol gösterseler —ki bunu gösteren yine kendileri gibi bir insan ya da Hakk’ın kendisi olsun hiç fark etmez— hemen oracıkta hadsizce kibirlenirler, tabiri caizse kafa tutmaya koyulurlar. Sizin veya kendisine Hakk tarafından tavsiye edilen o nadide yolu bırakarak, dahası alternatif bir yol arama gayreti içerisine düşerler. Ve kendilerince buldukları, aslında kendilerini hiçbir yere vardırtmayacağından zerre miktarı şüphe duymadıkları o yolun doğruluğunu ölümüne savunmaya girişirler.

Köşeye sıkışmış gibi hissetmelerinden midir, yoksa kafalarının dikine hareket etmeyi bir meziyet saydıklarından mıdır, bir türlü bilinmez bir durumdur bu. Emin olun ki ben de o insanlardan bir insan olmasam, farklı ve muktedir başka bir türün mensubu olsam sırf bu denli kibri ve bir o kadar da acziyeti bir arada bulunduran bu küstahlığın kendisini oldukça geniş bir çukura topyekûn şekilde doldurup sonra da üzerlerini toprakla kapatma eğilimine girerdim.

Şeytanın gerçekte insana apaçık düşman kesilmesinin nedeni bu olsa idi eminim ki bu, su götürmez şekilde bu düşmanlığın tek geçerli nedeni sayılabilirdi. Bir insanın bir insana kibirlenmesi dahi son derece katlanılmaz bir durum iken bir beşer tarafından Yüce Yaratıcı’ya dahi kibirlenilmesi, kafa tutulması karşısında Hakk’ın gösterdiği tepkisizlik, tehir etme ve sabır karşısında yine Yüce Yaratıcı’ya hayranlık beslememek için aslında tek bir sebep dahi kalmıyor.


  10 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   6 Şubat 2023

bu içerik ilgini çekti mi?

0 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle