ilim kölesi


İlim insanlarına bakıyorum; icat ettikleri teknolojiler, keşfettikleri yeni yerler ve bununla övünçleri. Pek az kişi onların emeklemekten bile oldukça uzak olduklarını görebilmekte. Şunu net olarak söyleyebilirim ki bocalayıp duruyorlar; esasında insanlık hâlâ dünyanın öküzün boynuzları ucunda olduğu hipotezine inandıkları dönem eşdeğeri bir bilinç düzeyinde aslında.

İlim elde etmek elbette ki farzdır. Ancak ilim gerçeği esasında kandırmayan bir su pınarı gibidir. İçtikçe içesiniz gelir, son durak diye bir şey yoktur. Son noktaya ulaşılmadıkça da elbette ki gerçek bir zaferden söz edilemez. Ancak bugün insanların çabaları karşısında hiç görülmeyen, bilmem kaç ışık yılı uzaklıkta belki de bir zamanlar bizler için varlığı bile düş hükmünde olan galaksiler gözlemlenmiş ve bu muazzam bir başarı olarak kutlanmıştır.

Ancak az evvel de söylediğim gibi bocalayıp durma durumu: Öylece oturduğumuz yerden basit bir çıkarım yapalım; Allah’ın sonsuzluk vasfı vardır ve bu inananların zihinlerinde her şeyde, her konuda istisnasız geçerlidir. Hal böyle iken Allah’ın ilmi sonsuz ise madde de sonsuzluğa gider. Bu oldukça basit bir hipotez olarak görülebilir yahut bilim çevrelerince yanlış görülebilir. Lakin öyleydiyse bile yanlış olduğunu kim, nasıl, ne şekilde kanıtlayabilecektir?

Zaman asla yeterli gelmiyor düşünmek ve doğayı şekillendirebilmek için. Düşünce yetisi veriliyor elbet; lakin ortalama altmış yetmiş yıl olan insan ömrünün neredeyse üçte birlik kısmı olmak denen eylem için harcanıyor. Düşünebilen tek varlık olan insan bir ceylan gibi doğar doğmaz ne yapmasını gerektiğini bilemiyor; birkaç dakika sonra hoplayıp zıplayamıyor, bir yetişkin gibi davranır hale gelemiyor maalesef. Aksine ne konuşabiliyor, ne ihtiyaçlarını tutabiliyor, ne de kendi başına uzunca bir süre fiziksel ihtiyaçlarını giderebiliyor. Yüce Yaratıcı’nın bir hikmeti, bir yaratılış cilvesi olsa gerek bu da.

Bilim ne kadar çabalarsa çabalasın ulaşabileceği tek gerçeklik yaratılış gerçeği olacaktır. Muazzam ve harikulade derecede kusursuz görünen, kusursuza yakın dengeler ile yaratılan bir âlemde hayretler içerisinde kalmamak ne mümkün? Tesadüfî olamayacak kadar özen gösterilmiş bir denge, bir ihtişam, bir varlık âlemi. İlim öğrendikçe, edindikçe daha da aç kalkmak sofradan. Nihayetlenememek. Ardından gelen Hakk’a zorunlu boyun eğiş ve teslimiyet.


  16 Ocak 2026  |


içerik yazarı:   admin (yazar profili)

içerik yayın tarihi:   15 Haziran 2022

bu içerik ilgini çekti mi?

1 / 0


0 0 Oy-lar
Article Rating
Abone ol!
Bildir:  
guest
0 Yorum
En Yeniler
Eskiler Beğenilenler
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüle