Bunalmışlığımın kaynağı herkesin, herşeyin doğasına uygun davranması, canlıların yaşam çevrimlerindeki içgüdüsel aynılık ya da bayağılıktır. Oysa ki herkes farklılık iddiasında bulunur ama özde hep bu içgüdüzel aynılıklar vardır. Ve bu aynılık tıpkı yemek yemeğe istisnasız bir şekilde çorba ile başlamak gibidir.
Sevgiliye hitaben: Bir an için benim o doğru ve farklı kişi olduğumu varsayalım. Ama gel gör ki ben senin ilkin değilim ve yarın gitmek zorunda kalırsam sonuncun da olmayacağım hayatında. Ayrıca mutlak surette sana değer verenler ve seni mutlu edenler olmuştur hayatında benden önce. Yani bu sevmek sevilmek duygusunu zaten tattın. Senle birlikte akranın olan pek çok kız ve/veya kadın tattı.
Lakin bir gün bana aşkım diyeceksin, ya da sevgilim, ya da bir tanem, ya da herşeyim, ya da ömrüm, ya da nefesim. Bir süre sonra dilinden dökülecek sözcükler bu ve türevleri olacak. Şimdi asıl noktaya gelelim: Bu kelimeleri veya benzerlerini benden öncekilere de kullandın. Aşkım kelimesini ele alalım. Belki de şimdi bana kullanacaksın. Soru şu: Şimdi hangimiz gerçek aşkız? Benden öncekiler mi, ben mi, yoksa benden sonra geleceklerden herhangi biri mi?
4 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 8 Ekim 2024
bu içerik ilgini çekti mi?
0 / 0
#aşkım #aynılık #farklılık #gerçek aşk #sevgili #sevilmek