Başlık biraz abuk olsa da –ki neticede bu bir deneyim değil ibadettir–, her ne kadar hiç aklımda yok iken ve imkânlarım elverişsiz iken ailemin sponsorluğu ve diretmesiyle yarı gönülsüzce dahi olsa nasip olmuştur elhamdülillah. Nerede, nasıl, niçin, ne zaman derken bir anda üzerinde ihram ile umre yaparken tavaf ve say alanında buluvermiştim kendimi.
Bu yazıyı umrenin nasip olması nedeniyle ve yapabilmiş olmanın verdiği “yarı hacı” havası ile övünmek maksadıyla hazırlamadığımın bilinmesi benim için elzemdir. Defalarca umre yapıp bunu bir skormuş gibi ballandıra ballandıra anlatanları, kendilerine suni manevi bir mertebe kazandırmaya çalışanları hiçbir zaman anlamamışımdır. Ayrıca burada oturup “umre nasıl yapılır?” gibi fıkhi bilgiler vermek maksadı taşımamaktayım.
İlk defa gidecek olanlara tavsiyemdir: mümkünse kimseden bir şey dinlemeden, görsel veya işitsel kaynaklara bakmadan, tabiri caizse bomboş gidin. Dolu bardak misali kafanızı önceden doldurursanız yeni bir şey eklemeniz zor olur. Zaten tur şirketlerinin hocaları sizi yönlendirecektir.
Medine’de hissettiğim aşırı sakin yaşam tarzı ve her günü bayram gibi kokan hava idi. Mekke’de ise Kâbe’nin heybeti ve adeta canlı bir varlık gibi görünüşü beni etkiledi. Özellikle metaf alanında üstü açık olmasına rağmen tek bir güvercin pisliğine denk gelinmeyişi, kuşların bu bölgeden uçmaktan imtina edişi dikkatimi çekti. Kâbe’nin mermerden yapılmış çatı zemininde de hiç kuş pisliği bulunmayışı, mekânın kutsallığına dair bir işaret gibiydi.
Elbette ki görüş, duyuş ve hissedişler özneldir. Kimine çok şey gösterilir, kimine hiçbir şey gösterilmez. Benim gördüklerimden çok daha fazlasını görenler olduğu gibi, baktığı halde hiçbir şey göremeyenler de olacaktır. Tüm inananların duyularındaki perdelerin kalkması ve hakikati algılamamız dileğiyle…
16 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 19 Mart 2022
bu içerik ilgini çekti mi?
4 / 0
#deneyim #gözlem #ibadet #ihram #Kâbe #kutsallık #Medine #Mekke #say #tavaf #umre