-A-
- abus: somurtkan
- acul: tez canlı
- acuze: kocakarı
- adavet: düşmanlık
- afakî: gereksiz, önemsiz
- ağyar: yabancı, el
- ahfat: soy
- ahkâm: yargı
- akim: sonuçsuz
- aksülamel: tepki
- ala: çok iyi
- alâmetifarika: ayırıcı özellik, nitelik
- alelusul: üstünkörü
- âlemşümul: evrensel
- ameli: uygulamalı
- ameliye: işlem
- amil: etken
- amiyane: sıradan
- amudufıkari: omurga, bel kemiği
- araz: belirti, bulgu
- arbede: çatışma
- arz: genişlik, yeryüzü, sunma
- asarı atika: eski yapıtlar
- asri: çağdaş
- ateh: bunama
- avane: yardakçı
- avdet: dönüş
- azil: görevden alma
- azimet: gidiş
-B-
- bakaya: kalıntı
- bedir: dolunay
- beis: sakınca
- belahat: alıklık
- beynelminel: uluslararası
- bidayet: başlangıç, başlama
- bihakkın: adamakıllı, iyice
- bilaistisna: istisnasız
- bilavasıta: vasıtasız
- bilcümle: bütün
- bilfarz: diyelim ki
- bilfiil: etken şekilde, doğrudan
- bililtizam: bile bile
- bilistifade: yararlanarak
- bilmukabele: karşılıklı olarak
- bilumum: bütün
- binaen: -den dolayı, -den ötürü
- binaenaleyh: dolayısıyla, bundan dolayı
- bittabi: doğal olarak
- butlan: geçersizlik
- buut: boyut, uzunluk
- bühtan: karaçalma
-C-
- ceninisakıt: düşük
- cenup: güney
- cihet: yan, yön
-F-
- feyezan: taşkın
- fırkat: ayrılık
-H-
- halita: alaşım
- hilaf: karşıt
-İ-
- iptidai: ilkel
- içtima: toplantı
- iktibas: alıntı
- inhisar: tekel
- intihal: aşırma
-K-
- kanun-i evvel: aralık
- kanun-i sani: ocak
-M-
- mahfuz: saklı
- mefhum: kavram
- mekruh: iğrenç
- meleke: alışkanlık
- mersiye: ağıt
- mıntıka: bölge
- muamma: bilmece
- muasır: çağdaş
- mugaddi: besleyici
- mugalâta: yanıltmaca
- muganni, muganniye: şarkıcı
- mugayeret: aykırılık
- mugayir: aykırı
- muğber: küskün
- muğlâk: çapraşık
- muhabere: iletişim
- muhaceret: göç
- muhacim: saldırgan
- muhacir: göçmen
- muhaddep: dış bükey
- muhakeme: yargılama
- muhakkik: soruşturmacı
- muhal: olanaksız
- muhammen: ön görülen
- muhammes: beşgen
- muhammin: ön gören
- muharip: savaşçı
- muharrer: yazılı, yazılmış
- muharrik: kışkırtıcı, ayartıcı
- muharriş: tırmalayan
- muhasamat: çarpışma
- muhasara: kuşatma
- muhasır: kuşatan
- muhassala: bileşke
- muhassas: ayrılmış
- muhat: kuşatılmış
- muhavvil: dönüştüren
- muhavvile: dönüştürücü
- murabba: dörtlük
- murafaa: duruşma
- mutedil: ılımlı
- mücerrit: soyut
- müdrike: anlık
- müdrir: sidik söktürücü
- müeccel: ertelenmiş
- müeddep: uslu
- müellefat: yapıt (yazılı)
- müemmen: sağlanmış
- müennes: dişil
- müessif: üzücü
- müessir: dokunaklı
- müessis: kurucu
- müeyyide: yaptırım
- müfekkire: düşünce gücü
- müferrif: iç açıcı
- müfret: tekil
- müflis: batkın
- mürettip: dizgici
- müşabih-mümasil: benzer
- müşabehet: benzerlik
- müşahhas: somut
- müşkülpesent: güç beğenen, titiz
- müşrik: çok tanrıcı
- müştak: türev
- müştehi: istekli
- müşteki: yakınan, sızlanan
- müştemilat: eklenti
- mut’a: geçici kazanç
- mütalaa: okuma, düşünce, irdeleme
- mütareke: ateşkes
- müteaddit: birçok
- müteaffin: pis kokulu
- müteahhit: yüklenici
- müteallik: ilişkin
- müteammim: yaygınlaşmış, genelleşmiş
- mütebaki: kalan
- mütebasbıs: yaltakçı
- mütebeddil: değişen, kararsız
- mütecanis: bağdaşık
- mütecasir: yeltenen
- mütecaviz: saldırgan
- mütedeyyin: dindar
- müteferrik: dağınık
- mütehammil: dayanıklı
- müteharrik: devingen, oynar
- mütehassıs: uzman
- müteveffa: ölü, ölmüş
- müttefik: bağlaşık
- müzmin: süreğen
-N-
- nazır: bakan
- nesiç: doku
- nezif: kanama
- nısıf: yarım
- nikâh: düğün
-S-
- seyyare: araba
- sefaret: büyükelçilik
-Ş-
- şimal: kuzey
-T-
- tasallut: sarkıntılık
- tashih: düzeltme
- teadül: denklik
- teamül: yapıla geliş, tepkime, davranış
- tebdil: değişiklik
- tecessüm: görünme
- tekaüt: emeklilik
- tenasüp: uyum
- teşrin-i evvel: ekim
- teşrin-i sani: kasım
-V-
- vakur: ağırbaşlı
- vehim: kuruntu
-Z-
- zaviye: açı
11 Ocak 2026 |
içerik yazarı: admin (yazar profili)
içerik yayın tarihi: 20 Ekim 2022
bu içerik ilgini çekti mi?
1 / 0
#alfabetik #anlam #dil #kelime #kültür #Osmanlıca #sözlük #Türkçe karşılık